Öğretmen olarak atandığım Diyarbakır ili Lice ilçesindeki yeni okulumda göreve başladım.
     Yeni evimiz olarak bir baraka kiraladım. İlk defa bir baraka evde oturacağım.

     Lice’deki barakaların yapılışlarını merak ettim. Sorup öğrendim…
     6 Eylül 1975 yılında Lice’de deprem olmuş. Devlet, depremzedelere geçici konut olarak bu baraka evleri yapmış… Beş yıl içinde bu geçici barakaların yerine betondan evler yapacaklarına söz vermişler.
Diğer çoğu deprem bölgelerinde olduğu gibi verilen sözler tutulmamış. 1975 yılından 1992 yılına kadar 17 yıl geçmiş…    
     17 yıllık bu barakaya, ailem ve eşyalarımla birlikte geri dönmek üzere Lice’den ayrıldım.

     Eşim ve çocuklarım Mersin’de yaşayan kayınpederimin evinde kalıyorlardı. Yaz tatilini burada geçiriyorlardı.
     Lice’den Mersin’e geldim. Birkaç gün kaldım. Aile olarak aldığımız karar şuydu: Ben Afyon’a gidecektim. Bir kamyona eşyalarımızı yükleyecek, Mersin’e dönecektim. Buradaki eşyalarımızı da kamyona yükleyecek, birlikte Lice’ye gidecektik.

     Afyon’a gittim. Öğretmenlik yaptığım Sinanpaşa ilçesine bağlı Yıldırım Kemal Köyüne geçtim. Ev eşyalarının bir kısmını balya yapıp bağladım. Bir kısmını kolilere doldurdum. Bütün eşyaları kamyona yüklenecek hale getirdim.
     Afyon’da kamyon kiralayacak, köye gelip eşyalarımızı yükleyecektim.
     Mersin’e gidecek, oradan Lice’deki baraka evimize doğru yola çıkacaktık…

     Köyden Afyon’a döndüm. Şehirlerarası nakliyat yapan firmalardan birisinin kapısından umutla girdim.
     Etine dolgun, orta boylu, yuvarlak yüzlü, mavi gözlü bir şahıs koltuğa iyice yaslanmış, karşısında oturanlarla sohbet ediyordu.
     Selam verdikten sonra söze başladım:
— Ben öğretmenim. Sinanpaşa’nın Yıldırım Kemal köyünde öğretmenlik yapıyordum. Tayinim Diyarbakır ilinin Lice ilçesine çıktı. Lice’ye evimin eşyalarını götürecek bir kamyona ihtiyacım var. Sizde evimi götürecek kamyon var mı?
Koltuğu iyice doldurmuş adam cevap vermeden ince, uzun boylu, kafasının ön tarafı ayna gibi parlayan biri cevap verdi:
— Biz Diyarbakır’a yük götürmeyiz. Diyarbakır’da bizim kamyonları yakarlar.
Şaşırmıştım:
— Şimdiye kadar Diyarbakır’a yük götürüp yakılan kamyon var mı? Ben şimdiye kadar ev eşyası götürüp yakılan kamyon olduğunu duymadım…
Kısa boylu, elbiseleriyle ben şoförüm diyen kişi sözü aldı:
— Hocam, kusura bakma hiç birimiz Diyarbakır’a yük götürmeyiz. onların hepsi teröristtir.
Ben, tartışmanın anlamsızlığını anladım. Önyargılarını kıramazdım. Boynu bükük yazıhaneden çıktım…

Az ilerde şehirlerarası nakliyat yapan bir firmanın tabelasını gördüm. Umutla o yazıhaneye girdim.
Derdimi anlattım. Aynı cevabı aldım:
— Biz Diyarbakır’a yük götürmeyiz. Diyarbakır’da bizim kamyonları yakarlar.

Üç gün içinde bütün nakliye yazıhanelerinin kapısını çaldım…
Uğramadığım nakliye firması kalmadı.
Bütün firmalardan aynı cevabı aldım:
— Biz Diyarbakır’a yük götürmeyiz. Diyarbakır’da bizim kamyonları yakarlar.
Hakları olan ücretin iki mislini teklif ettim. Kabul etmediler…
Arabalarına bir şey olursa zararlarını karşılayacağımı söylemem de işe yaramadı…

Umudum tükenmişti. Yorgunluktan ölüyordum. Ayaklarım şişmeye başlamıştı. Bir tek çarem kalmıştı: Anayola çıkmak. Daha önce aklıma gelmediği için kendime kızıyordum.
Anayola çıkmaya karar verdim. İzmir’den, Uşak’tan, Kütahya’dan gelen boş bir kamyonu durduracaktım.
Özellikle Güneydoğu plakalı kamyonlara dikkat etmeye karar verdim. onlar bölgeyi bildiklerinden “Biz Diyarbakır’a yük götürmeyiz. Diyarbakır’da bizim kamyonları yakarlar,” demezlerdi…

Kamyon arayışımın dördüncü günün sabahında, anayola çıktım. Beklemeye başladım. Kimi kamyon yüklü geliyordu. Kimi kamyon da beni yolcu sandıklarından durmuyorlardı…
Öğleden sonra 47 plakalı boş bir kamyon karşıdan göründü. Yola çıktım. Ellerimi kaldırarak ısrarla durmasını işaret ettim. Kamyon durdu. Şoför merakla bana bakıyordu.
Yanına yaklaştım. Derdimi anlattım:
— Ben öğretmenim. Sinanpaşa’nın Yıldırım Kemal köyünde öğretmenlik yapıyordum. Tayinim Diyarbakır ilinin Lice ilçesine çıktı. Lice’ye evimin eşyalarını götürür müsün?
Mardinli şoför:
— Götürürüm, dedi.
Yıldırım Kemal köyünün Afyon’a kaç kilometre olduğunu sordu. Söyledim. Konya, Karaman, Mut üzerinden Mersin’e gideceğimizi ekledim. Çocuklarımı da alıp yolumuza devam edeceğimizi söyledim. Ücretini ona göre hesaplamasını istedim.
Mardinli vicdanlıydı. Benim düşündüğüm ücretin çok altında bir miktar söyledi. İki mislini söyleseydi yine verecektim. Kabul ettim.

İzmir’e yük boşaltmış, dönüşte yük bulamamıştı. Geldiği yöne doğru geri döndük. Öğretmenlik yaptığım köye gittik. Köylü dostların ve öğrencilerimin yardımı ile eşyaları yükledik. Yola çıktık.

Yolda sohbet ederek, yorulduğu zamanlarda dinlenerek Mersin’e geldik. Yemek yediğimiz bir lokantada Mersin’de olacağımız saati bizimkilere telefonla bildirdiğimden, bizi hazır bekliyorlardı.
Yemek hazırlamışlardı. Kayınbabamlarda yemek yedik. Çayımızı içtik. Diyarbakır’a doğru yola çıktık. Güneş doğduktan sonra Diyarbakır’a kavuştuk. Yemek ve dinlenme molasından sonra Lice’ye hareket ettik.

Lice yoluna girince her tarafta askeri araç vardı. Dört yerde kimlik kontrolü yaptılar. Arabanın yükünü gözden geçirdiler.
Öğleye doğru Lice’ye vardık. Eşyalarımızı indirmeye başladık. Öğretmen hemşerim yardım için üç- dört arkadaş getireyim diye gitti. Uzun bir süre sonra dört kişi ile geldi.
Kamyonda üç-dört parça büyük eşya kalmıştı: Buzdolabı, çamaşır makinesi, fırın… Birlikte indirdik.
Hemşerim gelen adamlara sordu:
— Borcumuz nedir?
— Dört yevmiye.
— Yevmiye ne kadar?
— Şu kadar…
İstedikleri para Mersin’de sabahtan akşama kadar beton işinde çalışanların yevmiyesinden çok fazlaydı. on dakika yardım etmişlerdi. Hemşerimi zor durumda bırakmamak için pazarlık yapmadım. İstedikleri parayı verdim.
Doğduğum ilçede, misafir kabul ettiği yabancı öğretmene, memura yardım eden çok olur… Gönüllü yardım ederler… Para teklif edilse dahi alan olmaz…
Ben bu parayı ayakbastı parası olarak kabul ettim.
Hak edilmeden alınan bu para, bana “Lice’ye ilk hoş geldin” oldu…

YIL : 1992

Eseri Paşlayın
  • gplus
  • pinterest

Yazar / Şair Hakkında

mahmutcantekin / MAHMUT CANTEKIN

Mahmut Cantekin 01.01.1952 yilinda Adiyaman ili Kâhta ilçesinde Dünya’ya geldi. Ilk ve Orta Okulu Kâhta’da okudu. Besni Ögretmen Okulunda ögrenimine devam etti. Osmaniye Düziçi’nden mezun olarak ögretmenlik diplomasini aldi. Afyon ili Sinanpasa ilçesine bagli Çatkuyu ve Yildirim Kemal köyleri ile Tinaztepe kasabasinda ögretmenlik yapti. Rotasyo... » devamını okumak için tıklayın

Esere yazılmış yorumlar

  1. karbulutu
    02 Mart 2011, Çarşamba

    Dogru teshis
    o yillar bati plakali araclar yakiliyordu.

  2. romantik63
    22 Ocak 2011, Cumartesi

    çok güzel bir konuya deginmissiniz sayin hocam. bende Sanliurfali yim fakat kendimi bildim bileli G.atenp / Nizip ilçesinde yasiyorum. Ama önyargi daima felaketi beraberinde getirir. belki oraya Diyarbakir lice ilçemize gitmis bulunsaydilar iste ozaman belki anlarlar ki her seyin nasil oldugunu.
    genel konusmak ve öönyargida bulunmak asla ve asla iyi olmayan bir seydir.

    Gidip görmeden bir sehri, toplumu bilemedik bir halki, hakkinda yargida bulunmak hiçte hos bir sey degil. oraya ayak bastiktan sonra yorum ve yargida bulunmak en güzelidir bence.

    gönülden kutluyorum sayin hocam. görevinizde Allah kolaylik versin.

Esere Yorum Ekleyin