Bakir gökyüzünün altinda ses takilmis gidiyor harem_kartal dolmusunun arkasina.

Yediveren güllerini animsatan islak bakislarin fuardaki dönme dolaplar misali dönmekte yildizlarin ugur böcekleri gibi uçustugu basimin üzerinde.

Körüklü seslere esir düsmüs dolmusun arka koltugunda genç bir kiz oturmakta, parasinin üzerini dikkatlice cüzdanina yerlestirdikten sonra yorgun basini nemli cama dayamis bakislarinin denizle bulustugu yerlerde adalara uzanmakta, evlerin bir biçak gibi kesip arkasina sirtlamasiyla gemilerin bahar sarkilari söyledigi mavi denizin gözükmedigi yerlerde ise bakislarinin oksadigi yesillikte pembe pancurlu ev hayalini kurmaktaydi.

Ay`in sari tüylerini ve hafif kirmiziligini kondurdugu yüzünün gizemli gölgelerinin girintilerinde yolumu aramaktayim, yüregim; ayaz kis günü disarida yagan beyaz karin sogugundan kendisini duvarlari yesil boyali odanin kösesinde cayir cayir yanan ve üzerindeki çaydanliktan sicak buharlarin çiktigi sobanin yanindaki yolluga ev sahibesinin gülümser gözlerine baka baka kurulan kedinin rahatligi ve sicakliginda.


Kizin örgülü saçlarinin açtigi yüzünde yillarin yipraticiligina israrla direnen bir tazelik, dolmusun içerisinde yüzü gülmeyen, mutsuz ve gelecekten umutsuz insanlarin hüsrana ugramis bakislarina inat gözbebeklerinin ta derinliklerinde mavi denizlerde dolasan beyaz yelkenliler vardi, içinde umutlarin keyifle oturup pamuk tarlalarini andiran bulutlarla nargile içtikleri.

Düslerin gezinmekte zirvelerinde turkuaz renklerin avlandigi yalniz daglar ile beyaz köpüklerini bir o yana bir bu yana sallayarak gürül gürül akan nehirlerde ki o nehirlerin denizlere kavustugu yerlerde senin gelisini yüzyillara hasret, sana vurgun hallerimle bekledigimi adin gibi bilmektesin.

Kizin uyuklayan gözbebeklerinde yüregini kor bir atese çeviren erkegine kaçisi ve bu kaçistan bir kaç yil sonra evlerinin bahçesinde kosusturan üç çocugun kahkahalarina, gülmelerine karisan neseli bagrismalari, günes yanigi yanaklarina bulasan incir lekeleri, düsmekten kabuk baglamis dizkapaklari, plastik bir topun pesinde kosan lastik ayakkabilarin hemen üzerinde yükselen ince bilekleri bir film seridi gibi geçmekte ve film aksam yemeginden bir süre sonra çöken gecede erkeginin kollarinin arasinda O`nun hafif ter kokusunun sindigi bedeninin sicakliginda bitmektedir ki zaten kiz hafif uyku magrurlugunda inecegi duraga geldigini fark etmis ve gördügü rüya sebebiyle mutlulugun resminin yayildigi ince dudaklariyla beraber yüzüne duraktan evine kadar yürüyecegi yolda erkeklerin farkli manalar çikaracagini hatirlayarak yasinin çok üstünde bir ciddiyet yüklemistir.

Ve sen gönül bahçemde dolasan bugulu bakislarinda sevda çiçeklerinin filizlenip sarmasik gibi sarmaladigi sevgili, siluetini Ay`in kiskanarak aydinlattigi, yildizlarin bakislarinin yaninda sonbahar yapraklari gibi solarak gökyüzünden birer birer döküldügü, saçlarinda körfezin yakamoz isiginda nihavent sarkilar besteledigi yürek penceremden isigini döken yar, gündüzün kalabalik sehri terk ettigi, günesin son isiklariyla daglarinin zirvelerinin üstünde gelin gibi nazli nazli duran bulutlari sari basaklara boyadigi, haremden kalkan bakislarin topkapi sirtlarini oksadigi, martilarin aksam yemegi için bogazda dolasan yorgun sehir içi vapurlarinin, yük gemilerinin ve balikçi motorlarinin arasindan beyaz, lacivert ve mavi renklerin yüzyillardir hüküm sürdügü, galata kulesi ile bogaz köprülerinin salkim saçak gölgelerinin usta bir ressamin tuvalinde bir kadin bedeni gibi yayildigi sulara son dalislari yaptigi sirada gel ki tüm istanbul, yedi tepe gizemin harmanladigi ihtisamli güzelligine baka kalsin yüzyillardir donuk yüregiyle.

Ersin Basegmez
13 mart 2008 21:13 _ Izmir
çaysiz - sekersiz ve bademsiz

Eseri Paşlayın
  • gplus
  • pinterest

Yazar / Şair Hakkında

Esere yazılmış yorumlar

  1. edebiyat.biz.tr
    19 Şubat 2020, Çarşamba 01:04:55

    İstanbul Bakakalsin başlıklı esere henüz yorum yazılmamış, ilk yorumu siz yazmak ister misiniz ?

Esere Yorum Ekleyin