ÜSTÜN INANÇ ÜZERINE SESLI DÜSÜNCELER

M.NIHAT MALKOÇ

Bazi insanlar vardir ki eski tabirle ismiyle müsemmadirlar. Yani adinin anlamini karakterlerinde tasirlar. Iste bu isimlerden biri de pek çok isi bir arada götüren degerli gazeteci-yazar Üstün Inanç’tir. Üstün Inanç, adi gibi üstün özelliklere, soyadi gibi temiz bir Islam inancina sahip sanatkârdir. Zira adi gibi birbirinden üstün meziyetlere sahiptir. Sifatlari pek çoktur bu degerli yazarin. Öte yandan Türk-Islam kültürü onun kisiliginin ayrilmaz bir parçasidir. O, bir koltugunda birçok karpuz tasiyabilen ender insanlardan biridir. Üstün Inanç aktördür, senaristtir, hocadir, gazetecidir, yazardir, romancidir. Bir insanin bu kadar çok isi bir anda yapabilmesi takdire sayandir dogrusu. O da bu özelliklerinden dolayi hep takdir ve iltifat görmüstür. Gördügü yakin ilgiler ve övgüler onun üretkenligini daha da artirmistir.

Üstat Necip Fazil Kisakürek’in bir döneme damgasini vuran Büyük Dogu dergisinde ilk eserlerini yayinlayan Üstün Inanç, daha sonra yayin çevresini daha da genisletmistir. Onun Necip Fazil’la ilgili nice hatiralari vardir. Üstün Inanç bugünlerde bu hatiralari da içeren bir Necip Fazil kitabi kaleme almaktadir. Bu kitap Necip Fazil sevenler tarafindan heyecanla beklenmektedir. Yine o yillarda Yelken, Durum, Sanatkâr gibi dergilerinin sayfalarinda Üstün Inanç imzasini görüyoruz. Kültür, sanat ve edebiyata merakli bir gencin yazilaridir bunlar…

Üstün Inanç da hemen her yazar gibi siirle baslamistir edebiyat islerine… Fakat siirde bir derya olan ve bu isi hakkiyla yerine getiren Üstat Necip Fazil’i okuyunca siir yazmayi birakmis, hatta yazdigi bütün siirleri yirtip atmistir. O herkesin meyilli oldugu isleri yapmasi gerektigine inanmistir. Onun bu davranisi kabiliyeti olmadigi halde siirde israr edenlere ders niteligindedir. Hakikatte de herkesin yetenegine uygun isler yapmasi en dogru davranistir.

Üstün Inanç, Basin Yayin ve Gazetecilik Yüksek Okulu’ndan mezun olmustur. Yani o, gazetecilik egitimi almistir. Okulunu bitirdikten sonra 1956’da Tercüman gazetesinde meslegine ilk adimini atmistir. Daha sonra Babiâlide Sabah, Bugün, Son Havadis, Tercüman, Zaman ve Yeni Istanbul gazetelerinde çalismistir. Yalniz Degilsiniz (1988), Insanlar Böyleydi (1988), Ayip Usaklari (1989) ve Bir Kimlik Lütfen (1994) onun romanlaridir. Bunlarin yaninda Kurt Kapani(1970), Ilk Kursun (1974) adli tiyatro eserleri de kaleme almistir.

Üstün Inanç, 1967–1969 yillari arasinda Necip Fazil’in “Sultan Abdülhamit” isimli oyununu yönetmistir. Bu oyunu yönetmekle kalmamis, ayni zamanda 517 kez oynanan oyunun 300’ünde basrol oynamistir. Yani onun oyunculuk yönünü de yabana atmamak lazimdir; aksine bu yönüne daha çok vurgu yapmak gerekir. Zira o, 1970’de ‘Kurtkapani’ isimli bir oyun yazdi, yönetti ve basrolü oynadi. 1974’de ‘Ilk Kursun’ isimli oyunu yazip yönetti. Bunlarla birlikte Ibret Sahnesi’nin ‘Çar Tabancasi’ oyununda çar rolünü oynadi.

Onun gerçek bir yasam öyküsünden yola çikarak yazdigi “Yalniz Degilsiniz” adli romani Türk roman okuyucusu tarafindan çok sevilmistir. Yazar bu romaninda inançlarini yasamaya karar veren genç bir kizin çevresinden gördügü tepkileri dile getirmistir. Romanin kahramani Serpil, en basta kendisine kardesi kadar yakin olan Füsun’dan tepki görür. Fakat ailesi, yakin arkadaslari ve çevresi tarafindan dislanan Serpil, inanci ugruna bütün bu sikintilara gögüs gerer. Bu roman konusu itibariyle hâlâ güncelligini korumaktadir. Romandaki Serpil’in hikâyesiyle bugün üniversite kapilarindan içeriye alinmayan basörtüsü magdurlarinin hikâyesi benzerdir. Söz konusu kitap belki bunun için çok fazla ilgi görmüstür.

“Yalniz Degilsiniz” romani sadece roman olarak kalmamis, daha sonra Mesut Uçakan tarafindan beyaz perdeye de aktarilmistir. Bu filmin gösterime girmesiyle birlikte bütün zamanlarin kanayan yarasi olan basörtüsü meselesi, gündemin ortasina düsmüstür. “Yalniz Degilsiniz” romaninin sinema filmi beklenenin çok üzerinde büyük bir ilgi görmüstür. Filmde Gamze Tunar ‘Serpil’ rolünü oynamistir. Bu filmde Haluk Kurtoglu, Murat Soydan, Efgan Efekan gibi önemli isimler de rol almistir. Bu film herkes gibi beni de derinden etkilemisti. Bu filmi seyreden genç kizlarimizin önemli bir kismi da bundan sonra tesettüre bürünmüstü.

Türk kültürüne, edebiyatina ve sanat hayatina önemli katkilarda bulunmustur Üstün Inanç… Bunu bazen yazdigi romanlarla, bazen sahneye koydugu tiyatrolarla, bazen de bizzat oyunculuguyla gerçeklestirmistir. Çalismaktan daima büyük bir haz almistir. Çalismak, yeni eserler üretmek onun enerjisini daha da artirmistir. O, asagi yatarak degil, çalisarak dinlenmistir; hiçbir zaman bos vakti olmamistir. Zira ancak bos adamlarin bos vakti olur.

Üstün Inanç belli ki roman yazmaya biraz geç basladi. O, bu ise gençlik yillarinda baslasaydi essiz bir külliyata sahip olurdu. Onun okunmasi gereken romanlarindan birisi de ‘Makedonya Gamzesi’dir. Okul Yayinlari tarafindan okuyucuyla bulusturulan bu kitap 242 sayfadir. Tarihinden haberdar olmak isteyen herkesin okumasi gereken bu eserin arka kapaginda su ifadeler yer almaktadir: “Kaybettiginin farkina varmak… Eskiler Istanbul’a Dersaadet derlerdi. Yani mutluluk yuvasi, huzur yeri... Birinci cihan harbinde kaybettigimiz birçok sey gibi, ona ait güzellik ve ihtisami da kaybettik. Koskoca imparatorlugun kalbi olan Istanbul, her seyin olup bittigi yerdi de aslinda. Yemen’de olanlar Istanbul’u etkiliyor, Istanbul’da alinan bir karar Makedonya’nin kaderini degistiriyordu. ‘Makedonya Gamzesi’, iste bu çalkantili dönemi hüzünlü bir öyküyle romanlastiriyor. Okuyucusuna etkileyici bir dille kaybettiklerini hatirlatiyor. Belki de yeniden bulmanin sifresini degistiriyor.”

Üstün Inanç roman yazmaya geç baslasa da, yazdigi romanlar sayica az olsa da okuyucuyu etkilemesi bakimindan dikkate deger bir roman yazaridir. “Makedonya Gamzesi” Üstün Inanç’in ses getiren belgesel romanlarindan biridir. Bu romanda Inanç, Jön Türklere, Hareket Ordusuna ve düzmece 31 Mart Vakasi’na deginiyor; tarihî gerçekleri tarafsiz bir gözle ele aliyor. Osmanli tarihinde önemli bir dönemeç olan bu vakayi, Sultan 2. Abdülhamid’e karsi kurulan tezgâhlari gerçek kisilere ve olaylara da sadik kalarak yeniden kurgulayarak anlatiyor. Bu roman tarihî romandan öte bir dönem romani olma özelligi tasiyor.

Üstün Inanç, “Makedonya Gamzesi” romanini yazmaya baslamadan önce bu konuyla ilgili ne varsa okumus, tabir caizse bir sentez yapmisti. Zira bu hadise aydinlarca çok tartisilmis bir konuydu. Romanda anlatilanlara bakinca yazarin konuyu iyi kavradigini görüyoruz. Fakat anlatilanlar gerçek olsa da roman kurgusu içinde verildigi için okuyucuyu sikmiyor. Bu romana bakarak Üstün Inanç’in iyi bir gözlemci ve tasvir ustasi oldugu kanaatine variyoruz. Öte yandan “Makedonya Gamzesi” adli romanin bir nehir roman zincirinin ilk halkasi olmasi bundan sonra bu zincire yeni halkalar eklenecegi beklentisini doguruyor okuyucuda. Keske tarihî vakalari bir de onun kaleminden okuma sansimiz olsa!...

Okumak dolmak, yazmak bosalmaktir kanaatimce. En iyi yazarlar ayni zamanda en iyi okurlardir. Üstün Inanç da iyi bir okuyucudur her seyden evvel… O, düsüncesi ne olursa olsun, yazar ayirt etmeden kaliteli olduguna inandigi bütün eserleri okur, onlardan kendine pay çikarir. Onun geçmisteki okuma hevesiyle ilgili söyledigi su sözler dikkate sayandir: “Ilk gençlik döneminde üç roman birden okudugumu hatirliyorum. Siir de öyle. Gerek Divan edebiyatini, gerekse Cumhuriyet dönemi siirlerini büyük merak ve sevgiyle okurdum.”

Edebiyat, Sanat ve Kültür Arastirmalari Dernegi (ESKADER) vefa duygusunun ölmedigini, canliligini hâlâ korudugunu ispatlayan birbirinden özel ve güzel programlara imza atiyor. Bunlardan birisi de geçenlerde degerli yazar Üstün Inanç için düzenlendi. Üstün Inanç için Beyazit Devlet Kütüphanesi’nde saygi gecesi tertip edildi. Bu programda Üstün Inanç’in arkadaslari bu büyük kültür, sanat ve edebiyat adamini çesitli yönleriyle ve hatiralarin doyumsuz çesnisiyle anlattilar. Mesut Uçakan, Yücel Çakmakli gibi isimler dostlari Üstün Inanç’a dair hatiralarina yer verdiler. Onlari Mustafa Özdamar, Ali Nar, Abdurrahman Sen ve Hüseyin Goncagül gibi Türkiye’ye mal olmus önemli yazarlarin etkili konusmalari takip etti.

Yasayan yazarlari, kültür, sanat ve bilim adamlarini anarak onure etmekten daha güzel ne olabilir ki!..Yazar Üstün Inanç dünya gözüyle bu büyük mutlulugu görüp yasadi. Ustalara yasarken saygi gösterenler, onlari degisik vesilelerle hatirlayanlar aslinda gelecege yatirim yapiyorlar. Zira ‘vefa gösteren vefa bulur’ hakikati geregi onlari da gelecek nesiller hatirlayacaklar. Bu isi çok iyi beceren vefakâr Mehmet Nuri Yardim’i yürekten kutluyorum.

Eseri Paşlayın
  • gplus
  • pinterest

Yazar / Şair Hakkında

mnihatmalkoc / M.Nihat MALKOÇ

M. NIHAT MALKOÇ’UN BIYOGRAFISI Bes çocuklu bir ailenin en küçük ferdi olarak 1970 senesi Haziran’inin 1’inde Trabzon’un Köprübasi ilçesine bagli Gündogan Köyü’nde( Kosron mevkiinde) dogdu. Ilkokulu komsu köy olan Günesli Köyü’nde okudu. Orta ve lise ögrenimini Köprübasi Lisesi’nde tamamladi. En büyük emeli iyi bir... » devamını okumak için tıklayın

Esere yazılmış yorumlar

  1. edebiyat.biz.tr
    28 Şubat 2020, Cuma 02:12:06

    Üstün İnanç Üzerine Sesli Düsünceler başlıklı esere henüz yorum yazılmamış, ilk yorumu siz yazmak ister misiniz ?

Esere Yorum Ekleyin