Salladığı oltanın ayaklarının dibine düşmesine sinirlenmişti
     
-Ulan bu gün her şey ters gidiyor. Şu havanın haline bak tencere yanığı gibi, yağmurun yağıp yağmadığı bile belli değil. “Kasvetli hava” diyorlar bu hava kasketli be. Kasketin siperinden güneş görünmüyor.
     
-Rastgele amca, bu havada balık işi zor, gelmezler bu havada.
     
-Nerden biliyorsun, balıklar sizde mi, yengemle okey mi oynuyorlar?
     
-Amca bozuk bu gün, havadan mı, havasından mı? Uymayalım, adamlık bizde kalsın.
     
-Seni özlerim şimdi, gitmeseydin.


Oltanın gerilmesiyle neşelenmişti. Balık vuruyor olmalıydı, usta hareketlerle oltayı yokladı, asılışına bakılırsa büyükçe bir balıktı.
     

-Baba, dua ettim sana balık vursun diye bir şarap parası versene.
     
-Dur şimdi şu balığı bir çekeyim bakarız.
     
-Dünya dönüyor bize dur diyorlar, kendileri gidiyor bize dur diyorlar, bende gideceğim şişeyi de götüreceğim, durmak yok.
     
-Balık, oyunbozanlık yapma adam gibi gel babana, ulan fazla asılma misinayı kıracaksın balık oğlum.
     
-Balıkların kulağı yok ki ne söyleniyorsun, solungaçları var solumuyorlar, su yutuyorlar boğulmuyorlar. Ben de şarap yutuyorum boğulmuyorum, su boğuyor da şarap niye boğmuyor babalık?
     
-Tövbe, delinin zoruna bak. Bir az sabret balık gelsin.
     
-Gelmez artık takıldı o.
     
-Nereye takıldı?
     
-Arkadaşlarıyla takılmadı herhalde, dipte bir taşa takılmıştır, şarap parası ver kurtarayım oltanı.
     
-Kurtar lan, vermesem namerdim.
     
-Şimdi çek babalık.
     
-Geliyor, balıkla geliyor, duan kabul oldu.
     
-Dua etmedim ki, ayağımı çektim, oltaya basıyordum ondan gelmiyordu.
     
-Defol git şuradan şarapçının pisi.
     
-Leblebi de alacaksın babalık, kalkan bu balık.

Oltanın ucunda orta büyüklükte bir kalkan vardı. İhtiyarın yüzü güldü, balığı kovaya attı ve kucakladı sarhoşu.
     
-Baba yalama beni, şarap leblebi parası ver. Senden başka bana bakan yok, anamı getireyim sana, başlık bile istemem, sırf sen yalnız yatma diye vereceğim
     
-Al da zıkkımlan Allahın sarhoşu. Ananı da götür giderken. Evdekinin dırdırından bıktım, ne edeceğim ananı.
     
-Baba, bu yaşa gelmişsin öğrenemedin mi? Ben söylersem ayıp olur, sarılır yatarsınız işte.
     
-Yıkıl karşımdan zevzek, hala söyleniyor. Tiyatro mu var, ne toplandınız, işinize gidin.

Kovada ki balık hala debeleniyordu, kovanın yanında bekleyen kediye gülümsedi.
     
- Sabırlı ol canı çıksın kuyruğu senin.

Hava daha da karardı, üşüyen ellerine hohladı, oltasını topladı. İlk haftalığını alan çırak sevinciyle evine yollanırken söylendi kendi kendine;
     
-Bütün kadınlar balık sever, benim kadınım da sever.

Bayram LEventoğlu
06.10.2010 / Samsun

Eseri Paşlayın
  • gplus
  • pinterest

Yazar / Şair Hakkında

bleventog / Bayram Leventoglu

Özümüz geçmedi, içimiz geçti ve yillar geçti üzerimizden. Aglayan bir çift göz, sevgi ile çarpan bir yürek ve dostlarim. Iste hepsi bu kadar, sahip olduklarim. Dostlarim, bir elin parmak sayisindan az ve onlar da denenmis degil. ... » devamını okumak için tıklayın

Esere yazılmış yorumlar

  1. Eda
    21 Ekim 2010, Perşembe


    - Sabirli ol cani çiksin kuyrugu senin. ....burasi beni gülümsetti :)

    ve ayrica       Anani da götür giderken ... çokkk iyi bir çagrisim yaptiii ;)


    bir dahaki balik keyfine beni de çagirmazsaniz küserim vallahi.

Esere Yorum Ekleyin